

25 Kasım Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü ve 24 Kasım Öğretmenler Günü ned...
ADEY FORMLARINI DOLDURMUYORUZ! LÜTFEN ULAŞABİLDİĞİMİZ ÖĞRETMEN ARKADAŞLARA GEREKLİ BİLGİLENDİRMEYİ ...
BASINA VE KAMUOYUNADeğerli Basın Emekçileri,AKP'nin "ileri demokrasi" balonu ve yalanı patladı. Bıra...

21 Aralık Grevimiz, Ordu'da coşkuyla kutlandı. İş yerlerinden gelenler sabah saatlerinden Tahıl Pazarı'nda toplandı. Grevimiz, halaylar, horon, sloganlar eşliğinde devam etti. KESK dönem sözcüsü Özcan ÇELEBİ tarafından okunan basın açıklamasında grevimizin haklı gerekçeleri basına ve kamuoyuna duyuruldu. Çevreden ilgi ve alkışlarla izlenen grevimiz yine halaylar ve atılan sloganlarla bitirildi.
ÜNYE EĞİTİM SEN 21 ARALIK GREVİ FOTOĞRAFLARI
FATSA EĞİTİM SEN 21 ARALIK GREVİ FOTOĞRAFLARI
TÜM TÜRKİYE DEN 21 ARALIK GREVİ FOTOĞRAFLARI
GREV GÜNÜ YAPILAN BASIN AÇIKLAMAMIZIN TAM METNİ
BASINA VE KAMUOYUNA 21 ARALIK 2011
Merhaba,
En uzun gecenin karanlığını, en kısa günün ışığı ile aydınlatmak için Türkiye’nin her yerinde alanları dolduran sabahın sahipleri,
Merhaba
Kapı kulu değil emekçi olduğunu haykıranlar,
Merhaba
İş, ekmek, barış ve özgürlük mücadelesi yürütenler,
Merhaba!
Grevsiz Toplu Sözleşme, Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz diyenler,
Bu gün Türkiye’nin dört bir yanında hak ve özgürlüklerine sahip çıkan kamu emekçileri olarak sadece kendimiz için değil, insanca bir yaşamı hak eden bu ülkenin tüm insanları için grevdeyiz. Alanlarda omuz omuzayız.
Buradan Türkiye’nin her yerinde yüreği aydınlık bir gelecek için çarpan tüm dostlarımıza selam gönderiyoruz.
Selam olsun bu ülkenin onurlu kamu emekçilerine,
Selam olsun kamu emekçileri mücadelesinin yüz akı olduğunu bir kez daha gösterenlere.
“Bu sömürü düzenine itirazımız var” diyerek bugün alanlarda bizimle birlikte olan dostlarımız,
Hepinizi KESK adına sevgi ve dostlukla selamlıyorum,
Hoş geldiniz.
Değerli Mücadele Arkadaşlarım,
Bu ülkede çok uzun süredir gecenin karanlığı hâkim. Hak ve özgürlükleri için mücadele eden tüm kesimler bu karanlığa mahkûm edilmek isteniyor. AKP iktidarının yaptığı her icraat, attığı her adım bu ülkenin üzerine çöken karanlığı daha da artırıyor. Şimdi, şu saatlerde mecliste onaylanması için canla başla çalıştıkları bütçe bu karanlığı daha da zifiri hale getiriyor. Bu gün mecliste oylanan,
Bu bütçede grevli toplu sözleşme mücadelesi yürüten kamu emekçileri yine yok.
Bu bütçede 659 TL’ye mahkûm edilen milyonlarca asgari ücretliler,işsizler yine yok.
Bu bütçede kıdem tazminatı gasp edilmek istenen işçiler yine yok.
Bu bütçede gübre parası bulamayan çiftçiler, köylüler yine yok.
Bu bütçede vergi yükü altında ezilen küçük esnaf yine yok.
Kısacası Bu Bütçede İnsanca Bir Yaşam Sürdürmek İsteyenler Yine Yok.
Peki, ne var bu bütçede?
Yine sermayeye teşvik, rantiyecilere kıyak var.
Asgari ücretten vergi kesintisi var.
Tüm kamu hizmetlerinin tamamen paralı hale getirilmesi var.
Eğitime ve sağlığa değil silahlanmaya ayrılan payın artırılması var.
Vergi yükünün yine bizlerin sırtına yıkılması var.
Yükün yine halkın sırtına yıkıldığı bu bütçe emekçilerin, halkın değil, sermayenin bütçesidir.
“Büyümede dünya ikincisiyiz, kişi başına düşen milli gelir 10 bin doları geçti” diye övünenlere soruyoruz?
Kim büyüyor?
Sayısını 9 yıllık iktidarınızda 4 ten 38 e çıkardığınız dolar milyarderleri mi yoksa 659 TL’ye mahkûm ettiğiniz asgari ücretli mi?
Kim büyüyor?
Yıllardır topladığınız deprem vergilerini duble yol yapımı için dağıtarak zenginleştirdiğiniz müteahhitler mi yoksa acının dublesini yaşattığınız depremzede Van halkı mı?
Değerli Mücadele Arkadaşlarım,
Büyüyen sadece bu iktidar, bu iktidarın yandaşları ve sözcülüğünü yaptığı sermayedir.
Emekçilerin ve yoksullaştırılan halkın ise sıkıntıları, sefaleti büyüyor. AKP iktidarı gerçekleri çarpıtmada ne kadar ustalaşsa da güneşi balçıkla sıvayamaz. Bu ülkenin gerçekleri ortadadır.
İŞTE BU GERÇEKLERİN YAŞANDIĞI ÜLKEMİZDE BİZE NEDEN GREV YAPIYORSUNUZ DİYE SORANLARA BURADAN CEVAP VERİYORUZ!
Hani,
“Nesini söyleyim canım efendim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz”
Diyor ya ozan.
İşte biz kamu emekçileri de her geçen gün daha ağırlaşan öylesine sorunlar yaşıyoruz ki. Hangi birisini sayalım?
Bizi grev hakkımızı kullanmaya götüren nedenleri anlatmak için nereden başlayalım söze?
Grev Hakkımızı, Örgütlenme Özgürlüğümüzü, Özlük ve Demokratik Haklarımızı yok sayan,
Demokratik bir sendika yasasında olması gereken düzenlemelerin hiç birisine yer vermeyen,
Tamamen yandaş konfederasyonun siparişine uygun olarak hazırlanan,
İki aydır Bakanlar Kurulu’nda bekletilen yasa taslağından mı başlayalım söze?
Yoksa açlık sınırının 1000, Yoksulluk sınırının 3000 TL’yi aştığı ülkemizde ortalama 1500 TL maaş verilerek açlığa yakın yoksulluğa uzak bir yaşama mahkum edilişimizden mi?
Temel tüketim maddelerine en az %40 oranında zam yapanların “bunlar zam değil güncelleme” diyerek halkla alay etmesinden mi başlayalım söze,
Yoksa yıllardır gerçek enflasyon rakamlarını çarpıtanların maaşlarımıza sefalet artışı yapmaya devam etmesinden mi?
Soruyoruz: Anayasanın, uluslararası sözleşme ve anlaşmaların bize tanıdığı grev hakkımızı neden kullandığımızı anlatmaya nereden başlayalım?
“Devrim, dönüşüm, yeniden yapılandırma” gibi cilalı sözlerin ardına sığınanların, bizi her geçen gün esnek, güvencesiz, performansa dayalı bir çalışmaya daha fazla mahkûm etmesinden mi?
Yoksa iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmak isteyen iktidarın 657 Sayılı Kanununda değişiklik yapmaya hazırlanmasından mı başlayalım söze
Yurttaşı “müşteriye”, kamu hizmeti vermesi gereken kurumları “ticarethaneye”, biz kamu emekçilerini “işletme görevlisine” çevirmeye çalışan sistemden mi başlayalım söze,
Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre 150 bin öğretmen açığı varken Ataması Yapılmayan 300 bin öğretmenden mi başlayalım söze,
Yoksa stajyer öğrencilerin aldığı ücreti, net asgari ücretin üçte birine düşürenlerin aç gözlülüğünden mi?
Eğitime ayrılan yatırımın payının 9 yılda 3 kat düşürülmesinden mi başlayalım söze
Yoksa vekil, ücretli gibi adlar altında güvencesiz olarak çalıştırılan yüz binlerce öğretmenden mi?
Sağlık hakkının vazgeçilemez temel haklarımızdan olduğunu anlatmak için nereden başlayalım söze?
IMF’nin talimatıyla, bir hafta sonra bitirilecek olan yeşil kart uygulaması sonucu beş milyon insanımızın sağlık güvencesinden yoksun hale getirilmesinde mi başlayalım söze,
Yoksa asgari ücretin üçte birinden fazla gelire sahip olup SGK pirimi ödemeyenlerin muayene hakkından yoksun bırakılacak olmasından mı?
“Katkı” veya “katılım payı” ile vatandaşın soyulmasından mı başlayalım söze
Yoksa kurum karlılığını artırmak adına 3-4 dakika içerisinde hastasını muayene etmesi beklenen, meslek kurallarını ayaklar altına alması istenen gerçek doktorlardan mı?
İlacın sigortalılar için de paralı hale getirilmesinden mi başlayım söze
Yoksa taşeronlaştırılan 300 bin sağlıkçıdan, işçileştirilen120 bin hekimden, günde 36 saat çalıştırılan 20 bin asistan hekimden mi?
Kapı kulu değil kamu emekçisi ve her şeyden önce insan olduğumuzu anlatmaya nereden başlayalım?
Ek Ödemelerin emekliliğimize yansıtılmaması sonucunda çalışırken yaşadığımız sefalet koşullarının emekliliğimizde daha da derinleştirilmesinden mi başlayalım söze?
Yoksa yıllardır sermayeden vergi almaktan kaçınanların, ay sonunu zor getiren işçilerin ve kamu emekçilerinin maaşlarını “gelir vergisi dilimi” ile lime lime etmesinden mi?
Evet, Sevgili Arkadaşlar,
Nereden başlarsak başlayalım söze anlatmak istediğimiz aslında gayet açıktır.
Yoksulluğun, adaletsizliğin, hukuksuzluğun hâkim kılınmak istendiği bir ülkede,
Emeğin, emekçilerin haklarının tanınmadığı bir ülkede
Demokrasiden de sendikal hak ve özgürlüklerden de söz etmek mümkün değildir.
İşte biz, emeğin haklarına ve değerlerine sahip çıkmanın demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkmaktan geçtiğine inan kamu emekçileri olarak,
Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir Toplu Sözleşme düzeni için,
Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine, “KHK Sultasına”, Angarya ve zorunlu fazla mesaiye, her türlü güvencesiz çalıştırmaya son verilmesi için,
Tüm çalışanlara kadrolu iş güvencesi, insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması için,
Çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için,
Temel ücretlerin artırılmasıyla sağlanacak gerçek bir eşit işe eşit ücret sistemi için,
Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıtılması için,
Net asgari ücretin açlık sınırı olan 1.000 TL’ye çıkarılarak tüm ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,
Hukuksuz, haksız ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi, tutukluların serbest bırakılması için,
Temel haklarımıza yapılan tüm saldırılara karşı grev hakkımızı kullanıyoruz.
Buradan Hükümeti Bir Kez Uyarıyoruz!
Emek düşmanı politikalardan vazgeçin! Uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla sahip olduğumuz grevli toplusözleşme hakkımızı tanımak zorundasınız!
Eğer taleplerimize olumlu bir yanıt alamazsak, bizi çok daha kitlesel ve çok daha kararlı olarak karşınızda bulacaksınız.
Siz neo-liberal politikaları uygulamakta ne kadar kararlıysanız biz de haklarımız ve geleceğimiz için mücadele etmekte en az o kadar kararlıyız.
Yaratmak istediğiniz korku imparatorluğuna teslim olmayacak; emeğin, eşitliğin, adaletin ve barışın safında olmaya devam edeceğiz!
“Durmak yok yola devam” diyerek, baskı ve şiddetle tüm toplumu tahakkümü altına almak isteyenlere karşı “yılmak yok mücadeleye devam” diyerek dimdik ayakta duracağız.
Sizin tek teminatınız şiddet, baskı ve daha fazla yoksulluksa bizim teminatımız fiili meşru mücadele geleneğimizdir.
Değerli Mücadele Arkadaşlarım,
Bugün 21 Aralık. En uzun gecenin en kısa gündüzün yaşandığı gün. Bu gün karanlık her zamankinden daha erken çökecek. Gece her zamankinden daha uzun sürecek. Ama inanın yarın aydınlığa daha fazla yakınlaştığımız bir gün olacak. Çünkü bizler biliyoruz ki, karanlığın en koyu olduğu an aydınlığın da en yakın olduğu zamandır.
Buradan hep birlikte söz veriyoruz. Karanlığın, baskıların, yoksulluğun, sefaletin dünyasına karşı, emeğin dünyası için mücadelemizi yükselteceğiz.
Yaşasın İnsanca Yaşam Mücadelemiz!
Yaşasın Onurlu Direnişimiz!
Yaşasın Tüm Emekçilerin Birleşik Mücadelesi,
Özcan ÇELEBİ
KESK DÖNEM SÖZCÜSÜ
Ordu Eğitim Sen'i TWİTTER da takip et
Ordu Eğitim Sen'i FACEBOOK ta takip et
|
EĞİTİMSEN ORDU ŞUBESİ
Düz Mahalle Osmanpaşa Caddesi Yılmazlar İihanı No.4 Kat 3 52200 Ordu
Tel:4522123094
ordu@egitimsen.org.tr
Eğitimsen Ordu Şube Sekreterliği
