Hepinizin bildiği gibi bu yıl Türkiye’de 1 Mayıs’ın yüzüncü yılını kutluyoruz. Bundan tam bir asır önce Üsküp ve Selanik’te kadın ve erkek emekçilerin başlattığı geleneğe sadık kalarak bu yıl da emekçiler 1 Mayıs’ta ülkeyi bir şenlik yerine, özgürlüğün ve kardeşliğin egemen olduğu bir bayram yerine çevirme arzusundadırlar.
1 Mayıs emekçiler için bir yılın muhasebesinin ortaya konduğu, emekçilerin toplumsal, siyasal taleplerinin billurlaşarak yüksek sesle dile getirildiği; birliğin, dayanışmanın ve mücadele arzusunun paylaşıldığı en önemli gösteridir. Bir ülkede 1 Mayıs’ın kutlanış biçimine bakarak o ülkenin demokrasisi hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz. Bir ülkede 1 Mayıs gösterisinde ortaya çıkan sloganlara bakarak o ülke emekçilerinin gündemini anlayabilirsiniz.
2009 1 Mayıs’ında gündemimiz krizdir; işsizliktir, yoksulluktur; demokrasi ve barış özlemidir. Bu gündeme ilişkin görüşlerimizi yaklaşımlarımızı ve taleplerimizi 1 Mayıs’ta dile getireceğiz. Emekçileri kriz karşısında kendi kaderine terk eden siyasi iktidarı 1 Mayıs’ta bir kez daha uyaracağız. Krize karşı önlem paketi adı altında birbiri ardına açıklanan ve sermaye kesiminin kriz karşısında kollanmasından başka bir anlamı olmayan paketlere karşı yarın açıklayacağımız “Emek Paketi” taleplerini 1 Mayıs’ta dile getireceğiz.
22 Nisan 2009 emekçiler için, toplumsal mücadele tarihimize geçecek bir gündür.Parlamento bugün 30 yıl önce yasaklanan 1 Mayıs üzerindeki yasağı kaldıracak; “Emek ve Dayanışma Günü” olarak tatil ilan edecek.
Emekçiler için 1 Mayıs’ın tatil olması, kutlamaları devletin kabul etmesi, 30 yıllık yasaktan vaz geçmesi bizleri mutlu etmiştir.
Yıllardır sürdürülen mücadelemizin algılanmış ve sonuç vermiş olması sevindiricidir. Dünya emekçilerinin tatil olarak kutladığı 1 Mayıs artık Türkiye emekçileri içinde tatil olarak kutlanacaktır.
23 Nisan günü Hakkari’de DTP’ye yönelik olarak yürütülen operasyonu protesto gösterilerinde yaşananlar insanlık adına utanç vericidir. Göstericiler arasında yer alan çocuklara gaz bombalarıyla, tazyikli suyla, zırhlı araçlarla acımasızca saldıran güvenlik güçlerinin sergilediği görüntüler son derece vahimdir. Bir güvenlik görevlisinin 14 yaşında bir çocuğacanına kast edecek ölçüde saldırması, dipçiklemesi kameralara da yansımıştır. Bu görüntülerde ortaya çıkan insanın kanını donduran bir vahşettir. Üstelik bu vahşet çocuk bayramında yaşanmıştır.
YÖNETİCİLERİMİZ VE ÜYELERİMİZE YÖNELİK GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR DURDURULMALI, ARKADAŞLARIMIZ SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Konfederasyonumuza yönelik baskı, gözdağı ve görevden almalar, giderek yoğunlaşan gözaltı ve tutuklama uygulamalarına dönüştü. Doğrudan örgütlülüğümüzü hedef alan bu durum konfederasyonumuzu kamuoyu nezdinde potansiyel “suçlu” gösterme amacı da taşımaktadır. Çalıştığı kurumu, ikametgâh adresi belli olan ve sendikal faaliyetler nedeniyle bulundukları yerlerde geniş bir kesimin tanıdığı yöneticilerimiz gözaltı ya da tutuklanmayı gerektirmeyecek nedenlere rağmen mağdur edilmekte, sendikal faaliyetler “suç” sayılmaktadır.
Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 yılında 3083 Sayılı Yasayla, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un fikirsel önderliğinde kurulmuştur.
Köy Enstitüleri, 1930’lu yıllarda Türkiye nüfusunun % 80’inin köyde yaşadığı, çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve bugün bile birçok ülkeye örnek olabilecek üretime dönük öğrenimi öngören eğitim kurumları olarak bilinmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı 30 Mart 2009 günü bir gün süreyle eğitim ve öğretime ara verileceğini bildirilmişti. Milli Eğitim Bakanının imzası ile yayımlanan bu yazıda öğretmenlere verilen izinin niteliği hakkında bir açıklama yer almadığından, öğretmenler haklı olarak izinli oldukları ve göreve gidemeyecekleri için ek ders ücretlerinin kesilip kesilmeyeceği konusunda kaygılar yaşamıştır.
Eğitim Sen, kara operasyonuna başlayarak Gazze’de katliamlarını sürdüren İsrail’i protesto eden ve tüm Filistin halkına dayanışma duygularını belirten bir destek mesajı yayınlamıştır. Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik imzasıyla, Eğitim Enternasyoneli’nin Filistin sınırları içerisindeki tek üyesi olan Filistin Öğretmenler Sendikası GUPT’a gönderilen destek mesajında şu ifadelere yer verilmiştir;
Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik’in “Öğretmen Evlerinde Soygun ve Talana İzin Vermeyeceğiz!"başlıklı açıklaması.
Öğretmenevleri, sosyal tesis amacıyla oluşturulmuş kurumlardır ve amacı da öğretmenlerin daha ucuz ve güvenli olarak buralardan yararlanmasıdır. Oysa bu gün Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmen evlerine yönelik uygulamaları, söz konusu kurumları kuruluş amaçlarından uzaklaştırmaya ve ticarileştirmeye yöneliktir. Öğretmenlerden alınan bandrol ücretine yüzde üçyüzelli zam yapılırken, öğretmenlerin ve ailelerinin öğretmen evlerinden yararlanma olanakları giderek kısıtlanmaktadır.